İstanbul’un aradığı gizli orman: HEYBELİADA

IMG_5075.JPG
Evin önüne park edilmiş bir tekne bulabileceğiniz nadir yerlerden biri. Yaz sıcakları yaklaştığında bitkiler en güzel kokularını bırakacak, solgun palmiyeler de iyileşmiş olacak.

“Ve madem ki bir gün ölüm mukadder. Ben sularda batan bir ışık gibi, sularda sönmek istiyorum…

Nazım Hikmet”

Ada, ismini Heybeli görünüşünden alır. Eski ismi ise Yunanca “bakır” anlamına gelen “Halki”dir. Heybeliada, İstanbulluların en sık günübirlik seyahat yaptığı ada olarak da biliniyor. Yazın turistlerinin gelmesiyle ada nüfusu 10 katına kadar çıkıyor. Turistler adanın büyüklüğünden dolayı kolay dolaşım için faytonlara binmeyi tercih ediyor. Faytonlar ise ücrete bağlı olarak uzun veya kısa turlar düzenleyebiliyor.

Diğerlerinde de olduğu gibi Heybeliada’da halk ulaşım çözümünü “tricycle” denilen üç tekerlekli motosikletleri kullanarak çözmüş. Bu araçların tercih edilmesindeki en büyük neden elektrikli olması. Adada bir benzin istasyonu bulunmuyor. Gereken araç yakıtı bidonlarla veya aracın karşıya geçerek doldurulması gerekiyor. Oysa bu üç tekerlekli motosikletler adadaki benzine olan bağlılığı da ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda aracın bagaj hacminin genişliği sayesinde de yük taşımacılığını sağlıyorlar. Adalıların çoğu bu araca takılabilen bir tente eklentisi ile yağmurlu havalarda da aracını kullanabiliyor. Kınalıada ve Burgazada’ya oranla adada daha fazla sayıda kamu aracı mevcut.

Heybeliada aynı zamanda Adalar ilçesinde en yoğun sayıda asker bulunan ada olarak dikkat çekiyor. Adaya ulaştığınızda solunuzda kalacak olan Deniz Lisesi Komutanlığı’ndan tutun ormanlık alanları çevreleyen garnizonlara kadar adada askeri hareketlilik mevcut. Bunda ormanlık alanların bol olmasının da payı var. Heybeliada, adalar içinde en “yeşil” olma özelliğini de taşıyor.

IMG_5086.jpg
Soğukların kırılmasıyla adanın patili dostları bahar güneşinde ısınıyor. Hiçbir hayvan aç kalmıyor, adada mutlaka hayvanlar ile ilgilenen insanlara denk geliyorsunuz.

Yabancı turist tehlikesi

Ada vapuru aynı zamanda Eminönü’ndeki doğulu turist nüfusunu da adaya taşıyor. Çoğunluğunu Arapların ve Suriyelilerin oluşturduğu bu topluluklar adaki güvenlik güçlerini de tetikte tutuyor. Kimi zaman hırsızlık, kapkaç gibi suçlarla boğuşan adalılar, gelen doğulu turistlere güvenle bakmıyor. Adadaki asayişi emniyet ve güvenlik güçleri sağlarken, özellikle ormanlık alan gibi suçun gizlice yürütülebileceği ıssız bölgeler asker denetiminde korunmakta. Bölgeye girmeniz veya fotoğraf çekmeniz dahi yasak. Adanın turistik bölgelerinde veya vapur seyahati sırasında başıboş bırakılmış çantalara dahi güvenlik güçleri temkinli yaklaşıyor.

IMG_5072.JPG
Evinize doğru uzanan ince ve dar bir sokak. Sıfır araba gürültüsü ve olabildiğince büyük bir yalı. Bu tam bir ada yaşantısı.

Adanın hazineleri

Ada bir yandan İsmet İnönü’nün öncesinde kiraladığı, daha sonra çok beğenip satın aldığı evine de ev sahipliği yapıyor. İnönü’nün ölümünden bu yana evi müze olarak kullanılıyor. Pazartesi hariç her gün ziyaretçi kabul ediyor. Bir diğer müze ise Hüseyin Rahmi Gürpınar müzesi. Sanatçının kendi elleriyle ördüğü dantel ve örgü koleksiyonu ile birlikte kişisel eşyaları da müzede sergilenen eserler arasında.

Adada yalnızca yasal izinle görebileceğiniz iki ilginç tarihi eser mevcut. İkisi de Deniz Kuvvetleri’nin arazisi içerisinde olması dolayısıyla bu yasak uygulanıyor. Eserlerden biri, Adalar’daki tek Bizans Kalesi olan Kamariotissa. Bu kale içerisinde bir kilise ve iki manastır kurulmuş. Kilisenin özelliği ise Fener’de bulunan Aya Maria kilisesi ile kardeş binalar olarak inşaa edilmesi.

İkinci gizli tarihi eserimiz ise İngiltere’nin ünlü kraliçesi Elizabeth’in elçisinin mezar taşı. Taş üzerinde ise dönemin latincesiyle imla hataları da barındıran bir kitabe yazılı.

IMG_5107.JPG
İstanbul’un göbeğinde ve doğanın tam ortasında bir eviniz olsun istemez miydiniz.  Burası Heybeliada’daki bir ahşap ev.

Kilise başkenti

İstanbulluların en sık ziyaret ettiği ada olan Heybeli, diğer adalardan farklı olarak manastır ve kilise sayısının yoğunluyla da dikkat çekiyor. Özellikle adanın kuzeyinde geniş orman içerisine saklı kalan ve adaya karakterini veren Rum Ortodoks Ruhban okulu, Atina Üniversite’sinin İlahiyat Fakültesi’nden sonra dünya çapında din eğitimi alanında kurulan ilk akademik okuldur. Tanınmış bir çok ünlü ortodoks din adamı bu okuldan çıkmıştır. Bu okul günümüzde bir üniversiteye veya ilahiyat fakültelerine bağlılığı bulunmadığı için kapalı kalmıştır. Heybeliada’ya rum nüfusunun hakim olduğu dönemlerde ada, Rum’ların dini eğitim başkenti olmuştur. Cumhuriyet döneminde ise eğitimin laikleşmesi ve yabancı okulların kapatılması kanunu ile Türkiye’deki Ortodoks kilisesinin merkezi Fener olmuştur. Ayrıca adada hala ayakta olan ve kullanılan 80 yıllık bir sinagog da bulunmakta.

Bin yıllık tarihi, sakinliği ve kalabalığı bir arada yaşayan çevresi, dokunulmamış doğası ile Heybeliada, her gün yanındaki kardeşlerine gülümseyerek uyanıyor. Burayı keşfetmek için maceracı bir ruha da ihtiyacınız yok. Bir vapur yeter de artar bile.

IMG_5081.JPG
Ahşap evler adanın vazgeçilmezi. Ev kelimesi biraz mütevazı olacaktır, çünkü burası bir yalı.